|
"Kendi ağzından"
"Hakime küfrettim. Hakim put! Vicdanı adaletin görkemli
sarayından, sarayın mücerret bekçisinden, görünmez koruyucularından azade..
Kişiliği silik...
Benim böylesi muğlak bir kişilikten ne alıp veremediğim var?
Baktı önündeki yazılı müeyyidelere, kırdı kalemi. Küçük
dilinin dönmesi ile çıkardığı kahkahayı duydum. Onun haline güdüm. Güya sinsi
gülüyor.
O kim, bilmem ne maddesi kim? Her şeyin vasıta olduğu bu
dünyada, oluşlara basamaklık edenlere kızmaya hiç gerek yok.
Doğru olan, gücün ve tedbirin kar etmediği yerde durup
tevekkül etmek, her daim ona sığınmaktır. Karanlığı aydınlık bilmek, mutlu
olmasını öğrenmektir.
Her zaman ve mekanda Yüce Allah'a dayanmak biricik yol. Tabii
yol bilene!
Allah'a iyi bir kul olmalıyım. Bütün uğraşım, çabam bu yönde
olmalı. Şayet nasipse şahadet şerbeti içmek, beni bu mertebeye getiren mazimle
Övünmeliyim.
Şehid olmak her er kişiye nasip değil! Bil kıymetini!
Bu büyük mertebeye ulaşmak için, Allah'ın sevgilisinden,
Bedir harbine katılmak için izin isteyen sahabenin çırpınışları unutulur mu?
Cennet müjdelenmiş. "Ağaçları altında ırmaklar akan" güzide
köşeler...
Hakikat bu!
Geçici zevklerin süslediği ve hayal olarak hafızalarda
silikleşen, anlık dürtülerin ürünü, anlık süprüntülerin ne ehemmiyeti, ne
kıymeti vardır?
Mutlak mutluluğa gark olmak varken, izafi saadetin çeşnisine
kapılıp, kanmak, kandırılmak ne ayıp bir şey! Çok kötü bir hali
Hayır! kanmadım, kanmayacağım.!
O gün yeniden dirilişimdir, pak ve saf halimle. O an ölmek
değil, yaşamaktır.
"Allah yolunda ölenleri ölü bilmeyiniz... Onlar diridirler!
"... Onlara cennet müjdelenmiştir."
Virajı dönmek ve has bahçesinin güllerini derlemek...
Derleyeceğim renk renk gülleri sonra da koklayacağım doyasıya..
Ben ilk değilim. Uzayan zincirin bir halkası olacağım. Ardım
sıra bu zincirin bir halkası olabilmek için didinenler, çalışanlar çok.
Heyecanlı bekleşen kalabalık var.
Allah'ın eli! Bu davanın üzerinde.
Tökezlemek, sürünmek, yakalanmak yok.
Sinemiz demir, yüreğimiz çelik, kötülükleri boğmak,
iyilikleri yaşatmak İçin hep mücadele, hep mücadele... Bir an olsun bile gaflet
uykusunda kalmak yok.
Gafleti sevmek, şeytanın çelmelerine kanmak ölümdür. Gerçek
Ölüm!
Doğruyu insanlara duyurmak için savaşmak lazımdır...
Anam köyde. Son günler sık sık rüyama girer oldu. Ağlamaz
anam hep güler. Bir şehid anası olacak, keyfi bu yüzden. Heyecanı, gönlündeki
haz ılıklığı bu sebepten...
Titrer anam, elleri ile bazı kereler yüzünü örter. Ben idam
sehpasına yürürken anam karalar bağlamaz. Bilir, inanır ki, oğul ölmedi,
yaşıyor. Bu dünya hancıların konakladığı bir misafirhane.
Buradan göç eden bir başka alemde, ebedi yurt evinde yaşar.
Anam yeşil yemenisini hiç başından eksik etmez. Allah örtünün dediği için
Örtünür. Anam ülkü sahibi yiğitleri över.
Babam da öyle.Babam süslü hayat yaşamak uğruna zillet, illete
boyun eğen bel kıvıran, yılanlaşan insanları sevmez.
Kötülerin baş düşmanıdır.
insan Allah'a inanmadıkça, yüce ülküleri yakalamak için cehd
ve gayret sarfetmedikce o adama insan denmez.
Hele halife hiç denmez. Her adam insan değil, her insan da
halife değil! Bu biline!
Sabırsızım, içimde sevinç coşkusu, kulaklarımda Kur'an
kıratı... Ben uçmak istiyorum, uzaklara, pak mekanlara, gül ekenlere, çiçek
dikenlere uçmak...
Bükülmeyeceğim, kırılmayacağım. Bu emanet olan "ben"i yüce
yaradanıma helali ile teslim edeceğim.
Ölsem bile ölmeyeceğim. Varın siz anlayın!
Ben insanlara dayanmadım ki, yıkılayım, insancıklardan medet
ummadım ki, zarara ziyana gireyim.
Ezel ve ebed olan Yüce Mevla'ya gönül verdik.
Onun içindir ki, bu dava sönmez, bitmez, çapulcuların
çökmesinden, kaçmasından etkilenmez...
İlay-ı kelimetullah! diyen diller lal olmaz.
Allah diye inleyen güller solmaz.
Tekbir getiren, teşbih eden güller solmaz.
Susmayacak Hakk'ın dili!"
Ahmet Kerse, Gaziantep Cezaevi
|